ÜSTEĞMEN CELİLİN GECİKMİŞ İSPİR RÜŞVETİ

İbrahim Başkapan kardeşimin İspir Kalesiyle ilgili paylaşımını okuyunca benim de tam 33 yıldır kapanmayan bir rüşvet dosyam yeniden açıldı.

İspirliler beni o yıllardan Üsteğmen Celil olarak bilirler. 1989-1993 yılları arasında İspir Askerlik Şubesi Başkanıydım. Gençtik, üsteğmendik; devletin askerlik işlerini yürütürken İspirin taşıyla, toprağıyla, insanıyla da hemhâl olmuştuk. Öyle ki tayinimiz çıktı, İspirden ayrıldık ama anlaşılan İspir bizden ayrılmamış.

1993 yılının Şubat ayıydı. Erzurum Askerlik Daire Başkanımız Albay Osman Taşdemir telefon açtı. Kendisi 1984-1985 yıllarında Personel Okul Komutanlığındaki Subay Temel Kursunda binbaşı rütbesindeyken dersimize de gelmişti. Erzurum Vakıflar Bölge Müdürünün oğlunun yirmi günlük rapor ihtiyacı bulunduğunu söyledi.

Sayın Komutanım, hallederim ama rüşvetimi isterim, dedim. Telefonda kısa bir sessizlik oldu. Osman Albay herhâlde içinden Biz bu Üsteğmen Celili yanlış mı tanımışız diye geçirmiştir. Rüşvet tarifemi hemen açıkladım: İspirde asırlardır Çoruhun başında nöbet tutan bir kale var. İçerisinde tarihî mescidi var. Kale harap vaziyette. Erzurum Vakıflar Bölge Müdürü bu kalenin onarılması için üzerine düşeni yapacağına söz versin, ben de üzerime düşeni yapayım. Bir müddet sonra haber geldi: Restorasyon sözünü aldık. İşte benim askerlik hayatımdaki en büyük rüşvet dosyası böyle açıldı. Ne para aldık ne altın ne zarf… Koskoca kale istedik. İnsanın gözü biraz tok olacak!

26 Haziran 1993te İspirden ayrılarak Tuzla Askerlik Şubesi Başkanlığı görevine gittim. Ben ayrılırken işin ihale sürecine girdiğini hatırlıyorum. Sonraki yıllarda kale duvarlarıyla Kale Mescidinin onarıldığını biliyoruz. Demek ki bizim 1993te istediğimiz rüşvet biraz vadeli çıkmış ama sonunda tahsil edilmiş.

İspir Kalesinin kendisi zaten yüzyılların içinden gelen bir tarih hazinesi. İlk yapım tarihi konusunda farklı değerlendirmeler bulunuyor; kale değişik dönemlerde onarım ve ilaveler görmüş, Osmanlı döneminde de önemli müdahaleler geçirmiş. İçindeki Kale Mescidi konusunda ise İspirin sözlü hafızasında benim de yıllardır hatırladığım ayrı bir anlatı vardır: Mescidin Yavuz Sultan Selimin İran seferi sırasında yaptırıldığı anlatılır.

Bugün mescidin yapım tarihini ve yaptıranını kesin biçimde gösteren bir kitabesi mevcut değildir. Mimari özelliklerinden hareket eden araştırmacılar yapıyı daha eskiye, XII. yüzyıl Saltuklu dönemine tarihlendiriyorlar. Ben İspirde yaşayan Yavuz Sultan Selim anlatısını da çöpe atmam. Belgesi bulunmadığı müddetçe tarihî hüküm diye sunmam ama halk hafızasının kaydını da tutarım.

Çünkü bazen kitabe kaybolur, taş susar; halkın hafızası konuşmaya devam eder.

Hele o Kale Mescidinin bende başka bir hatırası daha var. Görev yaptığım yıllarda mescidin bir imamı vardı. Adını şimdi net olarak hatırlıyorum. Unutmam mümkün değil. Maksut hoca. Namaz kıldırışını da unutmak mümkün değil.

Biz kendisine Jet İmam derdik. Özellikle Ramazan ayında teravih başlayınca mübarek öyle bir vitese takardı ki cemaat daha ne olduğunu anlamadan namaz ilerlemiş olurdu. Bugünün hızlı trenleri o yıllarda yoktu ama İspir Kalesinde bizim hızlı teravih hattımız çoktan faaliyete geçmişti.

Ramazan akşamlarında iftarımızı yapardık. Ardından Kale Mescidine teravihe çıkardık. Kaleye tırmanmak başlı başına bir spor, teravih ayrı bir hareket, sonra yeniden aşağı inmek ikinci etap…

O yıllarda iftardan sonra soda içmeye pek ihtiyacımız olmazdı. İspir Kalesine bir çıkıp inince yediğimiz zaten hazmedilirdi.

Üstüne bir de Jet İmamın arkasında teravihi tamamladın mı mideye söyleyecek söz kalmazdı.

Şimdi düşünüyorum da: Nerede o eski imamlar! Hem ibadetimizi yaptırıyor hem spor yaptırıyor hem de farkında olmadan mide doktorluğu yapıyorlardı. Üstelik reçete yok, ilaç yok, soda masrafı hiç yok!

İbrahim Başkapan kardeşimin bugün restorasyon ile define kelimelerini yan yana getirmesi işte bütün bu hatıraları yeniden canlandırdı.

Ortada doğrulanmış bir define hadisesi vardır diyemem. Delilsiz sözü gerçek diye yazmak da bize yakışmaz. Fakat İbrahim Başkapanı tanırım. Durup dururken Çoruhun suyunu bulandıracak adam değildir. O böyle bir meseleyi dile getiriyorsa mutlaka kulağına bir Çapanoğlu gelmiştir.

Ateş var mı bilmiyorum ama İbrahim duman gördüm diyorsa insan hiç değilse başını kaldırıp bacaya bakar.

En güzeli yetkililerin yapılan çalışmayı açık biçimde anlatmasıdır. Neresi restore ediliyor, hangi işlemler yapılıyor, çalışma hangi kurumun denetiminde yürütülüyor? Bunlar ortaya konulduğunda hem tarih korunur hem söylentiler kendiliğinden ortadan kalkar.

Yalnız bizim de küçük bir ricamız var: 1993te rüşvet olarak aldığımız kalenin taşlarını fazla oynatmayın. Sonra zimmetimize kale çıkar!

Bu yıl yıllar sonra yeniden İspir topraklarını dolaşmak, eski günlerin izini sürmek de benim için ayrı bir mutluluk oldu. Bu güzel gezimizde kapılarını ve gönüllerini bize açan İbrahim Başkapan ve Salih Başkapan kardeşlerime misafirperverlikleri için bir kez daha teşekkür ediyorum. Aynı şekilde bizi köy evlerinde misafir ederek sofralarını, kapılarını ve gönüllerini açan Alaaddin Atar kardeşimize ve Recep Atar ağabeyimize de gönülden teşekkür ediyorum. Yıllar sonra İspire dönüp böylesine sıcak karşılanmak, insanın bir zamanlar görev yaptığı topraklarla arasındaki gönül bağının aradan geçen onca yıla rağmen hiç kopmadığını bir kez daha gösteriyor. İspirin dağları, Çoruhun suyu, kalenin taşları kadar insanının vefası ve misafirperverliği de hafızamızda kalıyor.

İnsan bazı yerlere görevle gider. Tayini çıkınca döner. Fakat bazı şehirlerden tayinin çıkar da o şehir senin içinden çıkmaz. İspir benim için öyle bir yerdir. Onun için biraz mübalağa hakkımızı da kullanalım: Erzuruma gelip İspiri görmeden, İspire gelip İspir Kalesine çıkmadan dönmek; Mekkeye gidip Kâbeyi görmeden dönmeye benzer.

İspir Kalesine çıkacaksın. Çoruha yukarıdan bakacaksın. Biraz rüzgâr yiyeceksin. Taşların arasında geçmiş zamanla iki kelam edeceksin. Kale Mescidini göreceksin. Sonra aşağı inecek, bir İspirlinin çayını içeceksin. Ancak ondan sonra İspiri gördüm diyeceksin.

Fakat gelelim meselenin en mühim tarafına… Bizim rüşvet dosyası henüz kapanmadı! 1993te Erzurum Vakıflar Bölge Müdürlüğünden kalenin onarılmasını istemiştik. Aradan 33 yıl geçti. Şimdi baktım, alacağımızın bir kısmı kalmış.

Bu defa muhatabımız İspir Belediye Meclisidir. Sayın Belediye Başkanı ve kıymetli Belediye Meclisi üyeleri! Üsteğmen Celil 1989da İspire geldi. Dört yıl askerlik şubesinde görev yaptı. 1993te önüne fırsat çıkınca kendisine para, pul, makam, mevki istemedi; İspir Kalesini istedi. Aradan 33 yıl geçti, adam hâlâ kalenin taşını düşünüyor. Üstelik bu yıl yeniden kalkıp İspire geliyor, köylerini geziyor, eski dostlarını arıyor, Çoruhun suyuna bakıyor, kalenin derdine düşüyor. Artık bizim de küçük bir rüşvet talebimiz var: Fahri İspir Hemşehriliği. Hem de 33 yıllık gecikme faiziyle! İspir Belediye Meclisi bir gün toplansın ve desin ki: Bu Üsteğmen Celil 33 yıldır İspirden yakasını kurtaramadı. Biz de artık kendisini resmen İspirli yapalım.

Başka bir şey istemiyorum. Tapu istemiyorum. Arsa istemiyorum. İspir hortik fasulyesinden hisse istemiyorum. Define hiç istemiyorum. Kaleyi zaten 1993te rüşvet olarak almıştık! Şimdi yalnız gönül nüfusuna bir kayıt düşülsün:

Celil ÇINKIR – DELİBAL
Namıdiğer Üsteğmen Celil
Fahri İspirli

O zaman 1993te açılan rüşvet dosyasının altına gönül rahatlığıyla: Tahsil edilmiştir yazıp kapatırız. Ha, İspir Belediye Meclisi bu rüşveti vermezse ne olur? Hiçbir şey olmaz. Biz yine İspiri severiz. Yine geliriz. Yine kaleye çıkarız. Yine Çoruha bakarız. İbrahim ve Salih Başkapan kardeşlerimizin çayını yine içeriz. Ama Belediye Meclisinin önünden her geçişimizde de sesleniriz: Bizim 33 yıllık rüşvet ne oldu? Selam olsun İspire. Selam olsun İspirlilere. Selam olsun beni hâlâ Üsteğmen Celil diye hatırlayan eski dostlara. Selam olsun Ramazan gecelerinde iftar yemeğimizi hazmettiren o dik kale yoluna. Ve nerede olduğunu bilmediğim, adını ve süratini 33 yıldır unutamadığım Jet İmam Maksut hocama da ayrıca selam olsun. Vefat ettiyse Allah gani gani rahmet eylesin inşallah. Nerede o eski imamlar… Selam olsun Çoruhun başında asırlardır nöbet tutan İspir Kalesine. Ve şimdiden selam olsun İspir Belediye Meclisine. Dosya eskidir ama talebimiz yenidir: Rüşvetimizi isteriz!

Celil ÇINKIR – DELİBAL
Namıdiğer Üsteğmen Celil

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir