
İspirlı Hatice
İSPİR’DEN/PAZARYOLUNDAN.
1.BÖLÜM
Nereden başlamalı şirin kasabamızın köylerini yazmaya? Vadisi başkadır yaylası bir başka. Serin esen yelin önünde savrulup giden velisi başkadır delisi bir başka. Kasabanın yanıbaşında korganın yarı belinde çifte sögutlerin dibinde puğarın başında bıraktığımız gençliğimiz, şimdi kalenin dik yokuşunda bizi bekliyor. Çoruh’un gürleyen sesi içimizden esip geçerken,ruhumuzun o hiç büyümeyen yanına doğru içli bir yolculuğa çıkarıyor bizi… Miriyolunda çocuklar oynuyor, daplardaki ahpunlarda bostanlar olmuş. Curengesin yaylasından, bağlardan karşılarda kalhaz, kızılmaret,kândüzleri görünür. Irgat toplanmış reyhan tarlasında kahan ediyor. Kân harğının kıyılarında böğürtlenler mi olmuş? Becinlerin harğından indim aşağı huleğin kapısında dutun dibinde içilen çaylar vardı. Kânderesinde puğarın soğuk suyunda karpuz catlatıp yenilen günler hani. Nahizyerde güz ayları kar tozağı vurur kızarmış tepelerine. Ballı kaymak zamanıdır,kurunlara taze peynir basılır. Çapansın sırttan aşağı kızak sesleri uğuldar, bir lorlu gugul ile açlığımızı giderip, soğuğa inat yüzümüzü kesen ayaza aldırmazdık. Temmuz ortasında Vank’ın tozlu yollarından çıkıp Madur’a ulaşınca tandıra girersin dalın üşür” ola gapiyi gapat” dersin. Biraz daha yükseğe çıkar Yedigöller manzarası karşısında mest olursun . Hentek ve Cenker’in gurbetçileri geldimi? Kışın sönük petek olur yazın oğul verir. Ahpirik’ in bağlarında armudun dibinde yengemin dizine emmim yatmış uyumuş kasketi de başında. Oradan Kerap’a indim arhuli bibimgile gittim dedemin fesi ceketi asılı kalmış. Tapsur’un yamaçlarında açan gelincikler,lavantalar, çeşme başlarında gülücükler kaldı. Hişen bağlarından sepetlere doldurduğumuz üzümler yine salkım olmuş mu? Hunut yaylasına göçler başladı türküler seslenir kızların,oğlanların dilinde. Gelinlerin İpek gömlek belinde. Mohurgut’ta, Karkamış’ta yavrulayan keçilerin gıdikleri umut oldu büyüdü mü? Glok’ta pekmez ocakları kurulmuş. Salaçor’da cevizler gagal olmuştur. Çinaçor’un yokuşunu çıkamam. Hotar’da gün nasıl doğar nasıl batar bilemem. Hodiçur’un tarihi evleri var taştan. Tulum denilince oynar davul zurna ile coşar. Mohşen’in asırlık su değirmeni,dingi hiç boşa döner mi? Dededen toruna yaşa sen Cemal amca. Şigonus’un fasulyesi markadır. Hapuşkens’in ketesini yedin mi? Küflü peyniri,horisi muhteşem. Zirens’te barbun fasulye iridir. Kayser’in balı dillerde destan. Kalgons’ta keklikler geven diplerine yuva kurmuş. Abcirens’te dikkat etmeliyiz kışın ellerin cebinde yürürsen kendini yerde bulursun. Akındos’un haşılını yemeye doyamazsın hele de fırında engah pişen kartul kebabı kum gibi. Kordikans’ta uzun kış gecelerinde bir harfana kurulur türküler söyleyerek tel helvası çekilir. Şerişdas’ın başını bulutlara yaslayan dağları,bir türlü dalımın ısınmadığı havası var. Çirkini’de kirazlar allanmış yine. Göçköy’de,Lakubar’da güneyliden eden ılık rüzgar vurur şimdi dut bahçelerine, üzüm bağlarına. Güneş kaybolur asma yaprakları arasında……
