Şemsettin Hacınecipoğlu
Bir memleketi güçlü yapan yalnızca yolları, binaları veya yatırımları değildir. Asıl güç; insanların birbirine duyduğu güven, yöneticilerin adalet anlayışı ve toplumun dürüstlükten taviz vermemesidir. İşte bu sebeple İspir’in bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu değer, adalet ve dürüstlüktür.
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır:
“Ey iman edenler! Kendinizin, anne ve babanızın ve yakınlarınızın aleyhine de olsa adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun.” (Nisâ Suresi, 135)
Bu ilahi ölçü, Müslüman’ın hayatındaki en temel ilkelerden biridir. Adalet; dostluğa, akrabalığa, siyasi düşünceye, makama veya şahıslara göre değişmez. Hak kimden yanaysa onun yanında durmak, gerçek müminin vasfıdır.
Ne yazık ki zaman zaman bunun tam tersini yaşayabiliyoruz. Kendi yakınımız, dostumuz veya ‘benim adamım’ dediğimiz kişi yanlış yaptığında sessiz kalıyor, hatta onu savunabiliyoruz. Buna karşılık başkasının en küçük hatasını büyütüyor, dilden dile dolaştırıyoruz. Oysa aynı yanlışa farklı ölçüler uygulamak, adalet duygusunu zedeler; toplumun vicdanını yaralar ve insanlar arasındaki güveni sarsar.
Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed şöyle buyurmuştur:
“Sizden önceki toplumların helak olmasının sebebi, içlerinden itibarlı biri suç işlediğinde onu cezalandırmamaları, zayıf biri suç işlediğinde ise cezalandırmalarıdır.”
Bu hadis-i şerif, adaletin kişilere göre uygulanmasının toplumları nasıl çöküşe sürüklediğini açıkça ortaya koymaktadır. Adaletin olmadığı yerde güven olmaz. Güvenin olmadığı yerde birlik ve beraberlik zayıflar. Birlik ve beraberliğin zayıfladığı yerde ise huzur ve bereket de eksilir.
İster yönetici olalım, ister bir dernek veya vakıfta görev alalım, ister sıradan bir vatandaş olalım; hepimiz aynı ilahi ölçüye bağlı kalmakla sorumluyuz. Makamlar ve unvanlar gelip geçicidir. Kalıcı olan ise insanın dürüstlüğü, adaleti ve geride bıraktığı güzel isimdir.
Kendimize şu soruyu samimiyetle sormalıyız: Sevdiğimiz biri yanlış yaptığında da aynı cesaretle ‘Bu doğru değildir.’ diyebiliyor muyuz? Yoksa doğrularımız kişilere göre mi değişiyor?
Gerçek dostluk, yanlışta sessiz kalmak değil; sevdiğimizi doğruya yönlendirmektir. Gerçek kardeşlik ise haksızlığı savunmak değil, hakkın yanında durmaktır.
İspir’in geleceği; sadece ekonomik yatırımlarla değil, adaletin, liyakatin ve dürüstlüğün hâkim olduğu bir anlayışla daha sağlam temeller üzerine kurulacaktır.
Hiç kimse, ‘Benim adamım’ diyerek yanlışı savunmamalı; hiç kimse de farklı düşündüğü için bir başkasının en küçük hatasını büyütmemelidir. Çünkü adalet, sevdiğimize ayrı, sevmediğimize ayrı ölçü uygulamak değil; herkese aynı hakkı teslim etmektir. İslam’ın emrettiği ahlak da budur.
Rabbimiz bizleri doğruluktan ayrılmayan, adaleti her şartta ayakta tutan, hakkı söylemekten çekinmeyen ve emanete sadakat gösteren kullarından eylesin.
Çünkü adalet, bir toplumu ayakta tutan en sağlam temeldir. O temel sarsıldığında hiçbir başarı uzun ömürlü olmaz. Adalet hâkim olduğunda ise insanlar birbirine güvenle bakar, gelecekten umut duyar ve nesillerine onurlu bir miras bırakır.
İspir’imizin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey; birbirimizi körü körüne savunmak değil, doğruda birleşmek; kişilere göre değil, hakka göre tavır almaktır. Ancak o zaman hem vicdanlarımız huzur bulacak hem de gelecek nesillere örnek olacak bir toplum inşa edebileceğiz.
