
Çoruh Nehrine Değil, Sabrın Bentine HES…
İspir’de bugün sıradan bir gün yaşanmadı. İlçe halkı uzun yılların ardından ilk kez bu denli açık, bu denli ortak ve bu denli kararlı bir irade ortaya koydu. Yapılması planlanan HES projesine karşı yükselen bu ses, yalnızca bir çevre refleksi değil; bir yaşam biçiminin, bir hafızanın ve bir geleceğin savunucusu oldu.
Bu durum birçok kişiyi şaşırttı. Çünkü alışılmış olan sessizlikti. Ama bugün o sessizlik bozuldu. Siyasi beklentilerden bağımsız, kişisel çıkarların ötesinde bir duruş sergilendi. Bu, gerçek anlamda bir halk refleksiydi.
Bu topraklarda yaşayan insanlar bugün şunu net biçimde ifade etti:“Biz bu coğrafyada sadece yaşamıyoruz; bu coğrafyayla birlikte varız.”
Yıllardır Çoruh Nehri’nin kollarında hayat süren İspir halkı, suyun ritmine göre üretmiş, sabretmiş, çoğu zaman sesini kısmış, devletine olan vefasını her şartta göstermiştir. Bu vefakârlık, Anadolu’nun en derin karakteridir. Ancak bugün ortaya çıkan tablo şunu açıkça göstermiştir ki…Tek taraflı fedakârlık, bir noktadan sonra yük olmaya başlamış. Ve o yük, sessizlikle değil; ortak bir duruşa taşınarak reddedilmiş.
Bu duruş bir zayıflık değil; bir sabır ve güven göstergesidir. Ancak bugün gelinen noktada mesele artık sabır meselesi olmaktan çıkmış, adaletli bir denge ve karşılıklı sorumluluk meselesine dönüşmüştür. Bu nedenle beklenti nettir: Yerel yaşamı, suyu ve üretimi doğrudan etkileyen her adımda halkın iradesinin ve bölgenin gerçeklerinin daha güçlü şekilde dikkate alınması zorunludur.Halkın kendi kaderine bırakıldığı, kendi değerlerinin yeterince korunmadığı hissi artık görünür hale gelmiştir.
Uluslararası kalkınma ve çevre literatürü bu noktada oldukça nettir. Ekonomis Amartya Sen; kalkınmayı yalnızca ekonomik büyüme değil, insanların yaşam seçeneklerinin genişlemesi olarak tanımlar. Eğer bir proje; tarımı daraltıyor, hayvancılığı zayıflatıyor, turizmi gölgeliyor ve genç nüfusu göçe zorluyorsa, bu kalkınma değil; yerel kapasitenin daralmasıdır. Benzer şekilde Elinor Ostrom, yerel halkın dahil edilmediği doğal kaynak yönetimlerinin uzun vadede hem ekonomik hem ekolojik maliyetler doğurduğunu açıkça ortaya koyar.
İspir’de bugün verilen tepki tam olarak bu bilimsel gerçekliğin sahadaki karşılığıdır.
Mesele yalnızca bir enerji üretim modeli değildir. Mesele; bir nehrin yalnızca su olarak görülüp görülmemesidir. Çünkü nehir dediğimiz şey sadece akan bir kaynak değil; bir yaşam hattıdır. Tarımın suyu, hayvancılığın devamı, turizmin cazibesi ve bir toplumun hafızasıdır. Suyun yönü değiştiğinde, hayatın yönü de değişir.
Yıllarca ses çıkarmayan bir halkın bugün tek yürek halinde “hayır” demesi tesadüf değildir. Bu, birikimin son noktasıdır. Çünkü susmak bazen kabullenmek değildir; zamanı geldiğinde daha güçlü konuşabilmektir. Ve bugün yöre insanı o zamana tanıklık etmiştir.
Belki de “Bugün insanlar ne istemediklerini değil, ne istediklerini” söyledi. Net, açık ve çekinmeden.
Doğasına sahip çıkan bir kalkınma,
Göçü azaltan bir ekonomik yapı,
Gençleri yerinde tutan bir gelecek,
Ve en önemlisi, kendi söz hakkını tanıyan bir yaklaşım.
Hannah Arendt’in dediği gibi, insanlar ancak birlikte konuşabildikleri yerde gerçekten var olurlar. Bugün İspir halkı o varoluşu ortaya koymuştur. Yıllarca bireysel kalan düşünceler, bugün kolektif bir iradeye dönüşmüştür.
Bu noktada birlik ve beraberlik artık bir söylem değil; somut bir güçtür:
“Aynı havzayı paylaşan toplumlar, yalnızca suyu değil; sorumluluğu, riski ve geleceği de birlikte taşır.”
“Yerel veriye dayanmayan planlamalar, uzun vadeli sürdürülebilirlik hedefleri açısından risk oluşturmaktadır.”
“Birlik, kalabalık olmak değil; aynı değeri savunabilmektir.”
Bir birliktelikle beraber İspir halkı yıllarca devletine sadakat göstermiş, düzeni bozmamış, fedakârlıktan kaçınmamıştır. Ancak bugün gelinen noktada coğrafyanın bilinmemesi, sosyolojinin doğru okunmaması sonucunda bu vefakârlığın karşılığında yalnız bırakılma hissi, en güçlü tepkiyi doğurmuştur. Çünkü hiçbir toplum, kendi değerleri pahasına sürekli fedakârlık yapamaz.
Kıssadan hisse açıktır:
Bir toplum toprağına, suyuna ve geleceğine sahip çıkmazsa, başkalarının planında sadece bir unsur olur. Ama sahip çıkan bir toplum, kendi kaderini belirler.
İspir bugün yalnızca bir projeye karşı çıkmadı.
İspir bugün kendini hatırladı.
Bugün bütün o anlamsız kelimeler sustu İspir kendi cümlesini kurdu ve avazı çıktığınca bağırdı…
- 05.05.2026 Ulubatlı 🇹🇷
