BAHATTİN HOCA’NIN DUASI

Dua kelimesi sözlük anlamı olarak çağırmak, seslenmek, istemek ve yardım dilemek; TDV İslam Ansiklopedisine göre ise kulun bütün benliğiyle Yüce Allah’a yönelerek O’ndan yardım, bağışlanma ve istekte bulunması, O’na yalvarmasıdır. Dini terim olarak insanın acziyetini ve zayıflığını itiraf ederek Allah’a sığınması ve aralarındaki bağı güçlendirmesi anlamına gelen duayı, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (SAV) ibadetin özü olarak nitelendirmiştir. Kısacası dua kul ile yaratıcı arasındaki manevi bir bağ oluşturan en samimi iletişim ve köprüdür. Dua, ruhu arındırır, insana iç huzuru verir, umut sağlar ve hayatı anlamlandırır.

Şimdi beni iyi tanıyan Saygıdeğer Okuyucular, “Nereden çıktı bu dua konusunda yazı yazmak?”, sorusunu sorabilirler. Açıklayayım:

Son yıllarda, cenaze törenlerinde yaşanan iki konu insanları çok rahatsız etmektedir: Bunlardan birincisi özellikle Pandemi döneminden sonra cenazesi olan insanlara katılanlara yemek yedirme lüzumsuzluğu yüklenmesi, ikincisi ise sonu bir türlü gelmeyen, katılanların özel eğitim almış insanlar dışında bir kelimesini bile anlamadıkları dualardır.

Birincisine kısaca değinerek asıl konumuza geçmek istiyorum: Adamın en yakınlarından biri; annesi babası, kardeşi veya çocuğu ölmüş, yaşadığı acı yetmiyormuş gibi bir de cenazeye katılanlara defin işlemi sonunda sunacağı daha çok kıymalı pide olarak hazırlanan yemek telaşına düşüyor ki bu durum acısı olan bir insana başka bir sıkıntı daha yüklemekten başka bir şey değildir. İmkânı olmadığı için bir cenaze sahibinin kendisini arayarak borç para istediğini emekli bir meslektaşımdan bizzat dinlemiştim. Neyse ki toplumsal ortamlarda bazı ileri görüşlü din adamlarımızın bu konuyu sık sık dile getirmesiyle bu durum epeyce azaldı. Uzak bir yerde yapılan bir cenaze merasiminde imkânı olan bir cenaze sahibinin veya komşuların bir beklenti olmaksızın kendi istekleriyle hayır anlamında böyle bir ikramda bulunmasına elbette itirazımız yok. Ancak cenazeye katılanlar din kardeşlerine son görevlerini yerine getirmek bilinciyle sadece Allah rızasını umarak bu ibadetlere katılmalı ve cenaze sahibinden herhangi bir ikram beklenmemelidir. Zaten işin aslında cenaze sahibinin değil komşuların cenaze sahiplerine yemek sunması geleneği vardır ki herhalde dini olan da budur.

Gelelim asıl konumuza… Birçok insan gibi yıllardır cenaze namazlarına katılarak din kardeşlerimize son görevimizi yapmak üzere mezarlıklarda bulunduk. Rutin olarak defin işleminin belli bir aşamasından sonra mezarlıkta bulunan İmamlar Yasin Suresi’nden başlamak üzere bilinen birkaç sureyi okuyarak defin işleminin tamamlanmasıyla birlikte toprağa verilen din kardeşimiz ve tüm ölmüşlerimizin ruhu için dua etmeye başlarlar. Ancak, ne yazık ki birçok İmam kardeşimiz adeta bir sure gibi ezberlediği Arapça bir duayı tekrar etmekte, bizler de cemaat olarak hiçbir şey anlamadığımız halde sadece ‘Amin’, demekteyiz. Elbette İmam Efendi görevinin kutsaliyeti paralelinde bir cenaze töreninde söylenmesi gereken şeyleri söylüyor ama ne söylediğini bütün törene katılanların anlaması daha güzel değil mi? İbadetlerde özellikle namazda okunan sureler, dualar, ezan ve kamet gibi namazın asli unsurlarının orijinal haliyle okunmasına elbette taraftarız, ancak sadece insanların değil bütün canlıların her halini bilen yüce sıfatların sahibi Cenab-ı Rabbül Alemi’ne kendi anladığımız dille dua etmek hakkımız değil mi?

İşte cemaatin büyük çoğunluğunun tıpkı benim gibi arzu ettiği, bitse de gitsek modundan çıkarak keşke biraz daha devam etse duygusuyla katıldığı bir duaya Çiçekli Mahallesi Mezarlığında Rahmetli Yusuf Keskin’in cenazesinde rastladık. Uzun yıllar devletine hizmet ettikten sonra emekliye ayrılan çok Kıymetli Bahattin Dursun  Hocaefendi dua bölümünde kendisine verilen görevi layıkıyla yerine getirerek, baştan sona kadar herkesin anladığı ve ana sütü kadar temiz, ana sütü kadar berrak olan Türkçe yapılan duayı anladı ve arzuyla, iştiyakla ‘Amin’, diyerek hem toprağa verilen din kardeşlerine ve tüm ölmüşlerine dua etti hem de böyle güzel bir duanın sonucu olarak birbirine tebessüm etti.

Cenaze töreninden sonra alandan ayrılırken Bahattin Hoca’mla karşılaştık. ‘Hoca’m bu kadar güzel bir dua ettiğiniz için müsaadeniz olursa sizi alnınızdan öpmek istiyorum.’, dedim ve alnından öptüm. Bu güzel olayı yazacağımı ifade ederek kendisine teşekkür ettim.

Teşekkürler Bahattin Dursun Hoca… Keşke bütün İmamlar senin gibi olsa…

0 yanıt

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir