Hacı Maksut’ün Kamyonu ve İSPİR 
Çok kıymetli arkadaşım Rahmi Göral’ın hediye ettiği, eski mülki idareci Süreyya Hami Şehidoğlu’na ait Bir İdarecinin Anadolu İzlenimleri (1972) kitabı, Türkiye’nin sosyo-ekonomik yapısına dair ezber bozan bir kaynak niteliğinde olduğu gibi, İspir gerçeğinden günümüze projektör tutar gibi… Türkiye’deki bölgesel asayiş sorunları genellikle “ekonomik geri kalmışlık” ile açıklanır. Ancak yazarın bu eserinde sunduğu “İspir Örneği”, söz konusu ekonomik determinizmi çürütür. [1]
Şehidoğlu’nun görev yaptığı dönemde İspir; çetin coğrafyası, ulaşım imkânsızlığı ve sanayinin yokluğuyla Türkiye’nin en mahrum bölgelerinden biriydi. İlçenin dış dünya ile bağı, ancak haftada bir gelen Hacı Maksut’un kamyonu ile kurulabiliyordu. (Bu arada renkli sima Hacı Maksude Rahmet, efradına selamlarımı sunarım) Yaşamın ve lojistiğin sadece tek bir kamyonun gelişine endeksli olduğu bu ileri düzeydeki mahrumiyete rağmen İspir halkı devlet otoritesine daima bağlı kalmış, hiçbir asayiş sorununa geçit vermemiştir. Şehidoğlu bu somut gerçeği, Güneydoğu’daki olayları sadece yoksulluğa bağlayan dönemin aydınlarına bir antitez olarak sunar: Eğer isyanların tek sebebi fakirlik ve ihmal olsaydı, Hacı Maksut’un kamyonunu bekleyen İspir’in çoktan isyan etmesi gerekirdi.
Yarım asır sonra bugün de geçerli olan İspir modeli, toplumsal aidiyetin inşasında şu üç yapısal dinamiği ön plana çıkarır: Milli Mücadele döneminde kendi imkânlarıyla direnen İspir’in tarih bilinci, devletle kurduğu bağı “ekonomik alışveriş” değil, köklü bir sadakat zeminine oturmuştur . Bölge; aşiretçilik, feodalizm veya ayrılıkçı ideolojilere geçit vermeyen, cumhuriyetin kurucu değerleriyle barışık bir toplumsal yapıya sahiptir.  İspir halkı coğrafi imkânsızlıklara illegal yollarla değil; eğitimle bürokrasiye/ticarete atılarak veya büyük şehirlere göç edip sisteme entegre olarak rasyonel çözümler üretmiştir.

2 yanıt

  1. Sevgili İbrahim Kardeşim,
    Yazınızda ismimin geçmesi dolayı ziyadesiyle mutlu oldum. Beni yıllar öncesi hatıralarıma götürdün. Süreyya Hami Şehitoğlu İspir tarihini günümüze aktaran en önemli iki kişiden birisidir. (Diğeri ve en önemlisi tartışmasız Prof. Dr Fahrettin Kirzioğlu) Süreyya Hami Şehitoğlu 1950’li yıllarda İspir Kaymakamlığı görevinde bulunmuş bürokratik kimliğinin yanı sıra yakın tarih, yerel kültür ve Milli Mücadele üzerine önemli eserler kaleme almıştır önemli bir şahsiyettir. Başlıca eserleri:

    * İspir Müdafaası (1956
    * Bir İdarecinin Anadolu İzlenimleri (1972
    * Ve Sakarya’da Öldük (1973
    * Eylül 1920 Bakû Kurultayı ve Millî Mücadele’ye Sağdan Soldan El Koyma Çabaları (1975)
    * Avuçlarında Ne Var (Şiirler, 1976)
    * Millî Mücadele’de Zile Ayaklanması (1983)
    * Kurtuluş Savaşı’nda Savaş Sanayii (Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi,
    Süreyya Hami Şehidoğlu aynı zamanda “Atatürkçü Düşünce Derneği” (ADD) kurucu üyeleri arasında yer alır. Bir dönem bu derneğin 6. Genel Başkanlık görevinide yapmıştır.
    1925 yılında Erzurum / Tortum bazı kaynaklara göre Kars Sarıksmış’ta doğan Şehitoğlu İlköğrenimini Tortum’da, liseyi Erzurum’da tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İdari Bölümünden mezun oldu. Daha sonraki yıllarda fark derslerini vererek Hukuk fakültesinden mezun olmuştur.
    31 Mayıs 1994 tarihinde aramızdan ayrıldı. Kendilerine rahmet diliyorum.

    “Bir İdarecinin Anadolu İzlenimleri” adlı eser Süreyya Hami Şehidoğlu tarafından kaleme alınmış ve 1970 yılında yayımlanmış olan önemli bir inceleme ve anı türündeki kitaptır. Bir idarecinin Anadolu’daki görevleri sırasında edindiği gözlemleri, bölgenin sosyal yapısını, yönetim tecrübelerini ve hatıralarını aktarır.
    168 sayfanın büyük bir kısmı İspir’e ayrılmıştır. 50’li yıllardaki ortaokul trafik dersinde ilçenin tek taşıtı “ Hacı Maksut’un kamyonu “ örneği savaştan yeni çıkmış bir memleketin durumu özetleyen en güzel örnektir. Yol yok, iz yok ve halk sefalet içinde..
    Burda Hacı Maksut’a ayrı bir parantez açmak lazım. O yıllarda bir çok insana müteşebbis ruhu ile örnek olmuş önemli bi şahsiyet .Çocukluğumun idolü, keşke benimde böyle bir otobüsüm olsa diye örnek aldığımız o yılların iyilik ve merhamet abidesi, (İspir Yatılı Bölge Okulunda okurken Leylek boğazından gidiş gelişte çoğu zaman biz öğrencilerden ücret almazdı). Yolcu ve özellikle muavini ile girdiği diyaloglar hafızamda kayıtlı olup, giyimi , davranışlarıyla örnek bir kişiydi. Kendilerine rahmet diliyorum.
    “Yol medeniyettir” ifadesi, ülke siyasetinde ve kamu yönetiminde ulaşım yatırımlarını, kalkınmayı ve modernleşmeyi simgeleyen köklü bir slogandır. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde (örneğin Sivas Valisi Halil Rıfat Paşa’nın “Gidemediğin yer senin değildir” anlayışı) coğrafi bütünlüğü sağlamak ve ticareti canlandırmak için yollara büyük önem verilmiştir. Ama ne hikmetse bundan en son bizim memleketimiz istifa etmiştir. Her neyse dün açılan Dallıkavak tüneli İspir’imize hayırlı olsun. Darısı Kırık Tüneli’ne diyelim. İnşallah ömrümüzün sonunda bir kez dahi olsa kullanmayı rabim bize nasip eder inşallah…
    İstanbul’dan kucak dolusu sevgi ve selamlar…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir