Kurtuluş Bayramlarının görsel kalitesini artırmak için köyler arasında rekabeti artırmak adına törenler bir yarışma havasında yapılır, törenlerden sonra bir köy birinci ilan edilerek dereceye giren köylere bir sonraki törenlere mahsusen bazı ayrıcalıklar tanınırdı. Bu ayrıcalığın temel noktası ise barut ve kapsül gibi zorunlu malzemelerin biraz fazla verilmesi şeklinde olurdu.     Komite aşamasını geçtiğimize göre gelelim bayram öncesine; bayram öncesi komitenin görevlileri törene katılacak köylere yetecek kadar barut ve kapsül gibi zorunlu malzemelerden yeterince verirlerdi. Malzemeleri alan temsilciler köyüne veya mahallesine giderek hazırlık çalışmalarını hemen başlatır, kurtuluş Bayramında atılmak üzere sadece barut ve kapsülden oluşan yeterince mermiyi hazırlatırlar, katılma durumuna göre giyecek, binit, tüfek gibi diğer ihtiyaçları temin ederlerdi. Bütün İspir hazırlıklarını tamamlayıp Kasaba’ya gitme gününü beklerdi. Törene katılsın veya katılmasın, zaten bazı uzak köylerin Kasaba’ya geliş zamanları deri ve kurtuluşla sınırlıydı adeta. Deride ihtiyaçlarını temin edenler kurtuluşta hem Kasaba’ya gelip o coşkuyu yeniden yaşar, hem de ortaya çıkan ihtiyaçlarını tamamlayarak köylerine dönerlerdi.

Kurtuluş Bayramının en önemli hazırlıklarından birini, Merkez Göç Kafilesini temsil eden kağnıyı çekecek öküzlerin temin edilmesi oluştururdu. Bu iş o kadar önemliydi ki komite bu iş özelinde genellikle ilkokul öğretmenlerinden çevrede tanınan birini koordinatör olarak belirlerdi. Koordinatör konusu zamanla aramızda “Öküz Arabası Genel Koordinatörü”, esprimizin doğmasına da vesile olmuştu. Rahmetli Yılmaz Pulat, Hasan Döngel, Cafer Döngel gibi ben de bu görevi yerine getirmiştim. Kağnı ve koşum akımıyla bir çift öküz bulmak işi her yıl güçleşiyordu. Tarım makinelerinin gelişmesi he geçen gün tarımda hayvan gücüne daha az yer verilmesi sonucunu doğurduğundan öküz bulmak köylerden merkeze doğru yaklaşıkça gün geçtikçe daha güç bir duruma geliyordu. 70’li yıllarda Kasaba merkezinde bile öküz bulmak mümkünken 80’li yıllarda bu iş yakın mahallelere kaymış, 90’lı ve 2000’li yıllarda ise Çiçekli Mahallesinden Varol Dede’nin oğlu Nevzat Vural gibi birkaç toprak sevdalısının asli görevi gibi bir hal almıştı. Çok iyi hatırlıyorum 2000 sonrası yıllardan birinde Nevzat Amca olmasa törende kağnıyı çekecek öküz bulamayacaktık.

Uzak köylüler Kasaba’ya ulaşma ve vesait durumuna göre ya bir gün önceden Kasaba’nın yakınındaki Güllübağ, Çiçekli, Öztoprak, Çamlıca, Özbağ, Bademli gibi köy ve mahallelere gelerek oradaki tanıdıklarına konuk olup sabah Kasaba’ya geçerler, ya da çoğu şafak vakti yollara düşerek atlarla, traktörlerle ve çok az olan kamyon gibi araçlarla Kasaba’ya ulaşırlardı.

25 Şubat sabahı Kasaba, erkenden ara ara atılan tüfek sesleri ve çoğunlukla çocukların mantar tabancası seslerine uyanırdı. Bu işaretler bayram törenlerinin başlamak üzere olduğunun habercisiydi. Evlerinde kahvaltılarını yapıp sabah çaylarını içen Kasabalılar ve günün misafirleri son hazırlıklarını yaparak tören alanında uygun bir yer kapmak üzere harekete geçerlerdi. Halk için en uygun yerler tören alanının etrafındaki binaların çatı altlarıydı. Kendine güvene genç kesimden bazıları çatıların üstünde de er alırlardı. Kadınlar, kızlar ve çocuklar için en uygun yer, tören alanının kuzeyinde yer alan binaların çatı altıydı. Geri kalan katılımcılar öğrencilerden arta kalan boşlukları doldurarak törenleri seyrederlerdi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir