İspir’li Hatice

Bazen gözünün takıldığı yerde eskilerin anlık anılarını yaşarsın.
Adını özlem koyarsın.
Ama günler değil de o güzel insanları bir bir anımsarsın ya.
Film gibi yani.
Daha ezan okunmadan horozların sesleriyle uyanmıştım o sabah.
Köyde gün erken başlar.
Gün ağarınca , köy meydanında davar toplanmış değirmenkayaya yol almış bile.
Harmana çıktım yengem gilin aşganadan ekmek kokusu geliyor.
Bacadan eğilip baktım.
Güveçleri tandırın şurtuna koymuş, hamurları patatla hızlıca vurup egiçle alıyor.
Emim tarlada öküz koşuyor ona yemek götürecek.
O zamanlar kadın olmak zordu.
Tandır yandığı gün çamaşır da yıkanacaktı
deterjan yok kül ve sabun.
Çamaşırları çeperlerde kurutuyorduk.
Komşuya maslahat’a giderdik.
Bakır kaplarla su ağacıyla ne çok su taşıdık.
Çini maşrapalarla su ikram ettik dua aldık.
Akşam üzeri köyün yukarısındaki küçük bayıra çıktım taa elli sene öncesine gittim.
Küçük parmaklarımla gimi,hincilihop çıkarıyorum.
Ve gün batarken davar değirmen kayadan dökülüp geliyor.
Çayın köprüsünden geçerken çobanın boynunda gıdik bağırıyor.
Meğer keçi bayırda doğurmuş.
Şimdi paraklar davarsız…
Evler sessiz…
Köyler kimsesiz..
Tıpkı kar yağınca doğanın sessizleştiği gibi.
Ama toprağının, havasının kokusu suyunun tadı hep aynı.
Ben köyümden başka bir yere memleket diyemem.

Bir Yanıt

  1. Hatice hanım bizi derinden etkilediniz. Vallahi kaleminize sağlık. Ben de artık köyümden başka yere memleket diyemem.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir